top of page

Agility

  • Yazarın fotoğrafı: Gokhan Avci
    Gokhan Avci
  • 2 Ağu
  • 5 dakikada okunur

Kırılganlıktan Dayanıklılığa: Çeviklik (Agility) Bir Trend Değil, Bir Hayatta Kalma Refleksidir

İş dünyasında bazı kelimeler vardır; podyuma çıkan mankenler gibi bir mevsim parlar, herkesin diline dolanır, sonra yavaşça gözden düşer. Son yılların en çok hırpalanan, içi boşaltılan ve yanlış anlaşılan kelimelerinin başında hiç şüphesiz "Agile" (Çeviklik) geliyor. Pek çok şirket için çeviklik; duvarlara renkli yapışkan kağıtlar (post-it) asmak, sabahları ayakta 15 dakikalık toplantılar (stand-up) yapmak ve yazılım departmanının kullandığı havalı jargonları yönetim kurulu sunumlarına serpiştirmekten ibaret kaldı.

Oysa BANI dünyasının o acımasız dalgaları kıyıya vurduğunda, sadece "çevikmiş gibi yapan" makyajlı yapılar ilk sarsıntıda çatır çatır kırılıyor. Çünkü gerçek çeviklik, bir yazılım geliştirme metodolojisi ya da havalı bir yönetim trendi değildir. Gerçek çeviklik, bir organizasyonun tehditleri ve fırsatları görüp kendi anatomisini, kaynaklarını ve bütçesini 24 saat içinde yeniden kurgulayabilme hızıdır. Yani asırlık bir hayatta kalma refleksidir.

Business Longevity (Kurumsal Uzun Ömürlülük) yolculuğumuzda stratejimizi esnettik, ürün kibrinden kurtulup probleme odaklandık. Şimdi ise sıra, tüm bu kararları sahada hayata geçirecek olan organizasyonel kası, yani çevikliği inşa etmeye geldi. Harvard, MIT ve Stanford kürsülerinin kurumsal hantallık üzerine yaptığı sarsıcı analizleri, küresel ve yerel başarı hikayeleriyle birleştirerek derinlemesine inceliyoruz.


Çeviklik Paradoksu: Sabit Omurga ve Dinamik Kaslar

Bir şirketin onlarca yıl ayakta kalabilmesi için hem çok güçlü ve değişmez bir yapıya hem de rüzgarda bükülebilen bir esnekliğe sahip olması gerekir. Amerikan yönetim düşünce kuruluşları ve MIT Sloan School of Management araştırmacıları bu duruma "Çeviklik Paradoksu" (The Agility Paradox) adını veriyor.


Çevik bir organizasyon inşa etmek, kurumsal bir kaos yaratmak demek değildir. Aksine, uzun ömürlü bir yapının iki temel bileşeni olmalıdır:


ÇEVİK ORGANİZASYON MİMARİSİ

SABİT OMURGA

(Stable Backbone)

DİNAMİK KASLAR

(Dynamic Capabilities)

Kurumsal Değerler ve Kültür

Hızlı Karar Mekanizmaları

Güçlü ve Güvenli IT Altyapısı

Geçici Çapraz Takımlar (Squad)

Net ve Şeffaf Yönetişim

Sürekli Deneyleme ve Öğrenme


Bunu bir gökdelene benzetebiliriz. Dünyanın en yüksek ve uzun ömürlü gökdelenleri, yerin yüzlerce metre altına çakılmış devasa beton omurgalara sahiptir (Sabit Omurga). Ancak bir deprem veya şiddetli rüzgar olduğunda, bu binalar üst katlarında birkaç metre esneyecek şekilde (Dinamik Kaslar) tasarlanır. Eğer bina hiç esnemezse, ortadan ikiye kırılır. Şirketler için de durum aynıdır; kültürü ve altyapısı sabit, operasyonu akışkan olanlar asırları devirir.


Harvard "Agile at Scale" Araştırması ve Kültürel Atalet

Harvard Business School profesörlerinden Darrell Rigby, ünlü "Agile at Scale" (Ölçekte Çeviklik) çalışmasında, şirketlerin büyüdükçe neden hantallaştığını harika bir bürokrasi analiziyle ortaya koyar. Bir şirket büyüdükçe riskleri azaltmak için kontrol mekanizmaları, onay süreçleri ve dikey hiyerarşiler kurar. Bir süre sonra, bir çalışanın basit bir inovasyon fikrini hayata geçirmesi için 5 farklı genel müdür yardımcısının imzasını alması gerekir.

Stanford Graduate School of Business araştırmaları ise bu durumu "Kültürel Atalet" olarak tanımlar. Hiyerarşik yapılarda çalışanlar, müşterinin değişen ihtiyacını çözmek yerine, yöneticilerini memnun etmeye odaklanırlar. Şirket kendi içinde bir iç bürokrasi savaşına girmişken, dışarıda pazar çoktan değişmiştir. Çeviklik, bu dikey duvarları (siloları) yıkarak organizasyonu müşteri odaklı küçük, bağımsız ve yetkilendirilmiş hücrelere (squad’lara) bölmektir.


Küresel Vaka: Microsoft'un "Kültürel Pivot" Mucizesi

2010'ların başına gidelim. Microsoft, Windows ve Office yazılımlarının getirdiği devasa tekel gücüyle dünyanın en büyük nakit makinelerinden biriydi. Ancak içeride durum içler acısıydı. Departmanlar birbirleriyle konuşmuyor, herkes kendi pazar payını korumaya çalışıyor, mobil dünyadaki ve bulut teknolojilerindeki devasa kayma (BANI dünyasının doğrusal olmayan dalgası) kibir yüzünden ıskalanıyordu. Şirket hızla kırılganlaşıyordu.

2014 yılında CEO’luk koltuğuna oturan Satya Nadella, Wharton School başta olmak üzere birçok iş okulunda bugün "en büyük kurumsal dönüşüm" olarak okutulan o hamleyi yaptı. Nadella işe kodlardan ya da ürünlerden başlamadı; işe kültür ve organizasyonel çeviklikten başladı.


  • "Her Şeyi Bilen"den "Her Şeyi Öğrenen"e: Stanford’lu psikolog Carol Dweck’in Zihniyet (Mindset) teorisini şirketin merkezine koydu. Microsoft’un "Biz her şeyi biliriz" (Know-it-all) kültürünü, "Biz her şeyi öğrenebiliriz" (Learn-it-all) çevikliğine dönüştürdü.

  • Siloları Yıkmak: Mühendislerin kendi aralarında dikey hiyerarşilerle konuşmasını engelledi. Müşteri problemlerini çözmek için bağımsız, çevik takımlar kurdu. Açık kaynak kodlu yazılımları (Linux gibi eski düşmanları) kucakladı.


Sonuç?

Microsoft sadece 5 yıl içinde hantal bir devden, bulut bilişim (Azure) ve yapay zekâ (OpenAI ortaklığı) çağının liderine dönüştü. Nadella, Microsoft'un kurumsal ömrünü en az 50 yıl daha uzattı.



Türkiye Panoraması: Geleneksel Holdinglerin Çeviklik Sınavı

Türkiye, kriz yönetme kasları çok gelişmiş bir ülke olduğu için bizim liderlerimiz zaten doğaçlama bir çevikliğe sahiptir. Ancak bu "Türk usulü çeviklik" genellikle plansızlıktan doğan kahramanlık hikayeleridir. Business Longevity ise kahramanlara bağımlı olmayan, sistemsel bir çeviklik gerektirir.


Son yıllarda Türkiye’nin asırlık çınarları ve asırlık olmaya aday devleri bu sistemsel çevikliği harika uygulamaya başladı:

  • Koç Holding’in Çevik Dönüşüm Hamlesi: Türkiye’nin en büyük sanayi ve hizmet grubu olan Koç Holding, 2020’lerin başında devasa bir çevik dönüşüm (Agile Transformation) hareketi başlattı. Tofaş’tan Arçelik’te, Tüpraş’tan Yapı Kredi’ye kadar on binlerce çalışanın olduğu bu yapılarda dikey unvanlar, katı hiyerarşiler esnetildi. Amaç, Türkiye gibi BANI simülasyonu olan bir ülkede, karar alma hızını start-up seviyesine çekebilmekti. Bugün holding bünyesinde bir fikir, aylarca yönetim kurullarında gezmiyor; çapraz fonksiyonlu takımlar tarafından haftalar içinde sahada test ediliyor.

  • Trendyol ve Hiper-Çevik Teknoloji Kültürü: Kısa sürede Türkiye’nin ilk "decacorn"u (10 milyar dolar değerlemeyi geçen şirket) olan Trendyol, başarısını lojistik ya da ticari gücünden ziyade organizasyonel yapısına borçlu. Şirket, binlerce çalışanı olmasına rağmen hala yüzlerce küçük, bağımsız "tribe" (kabile) ve "squad" (ekip) halinde çalışıyor. Her ekip kendi kararlarını alıp, kendi ürününü canlıya alabiliyor. Bu yapı, pazar trendlerine anında yanıt vermelerini ve kurumsal ömürlerini uzatacak esnekliği sağlıyor.


Hayatın İçinden: Kendi "Zihinsel Çevikliğiniz" Ne Durumda?

Meseleyi kendi kariyerimize ve hayatımıza getirelim. Gelecek fütüristi Alvin Toffler’ın çok meşhur bir sözü vardır: "21. yüzyılın cahilleri okuma yazma bilmeyenler değil; öğrenmeyen, öğrendiğini unutamayan (unlearn) ve yeniden öğrenemeyenler (relearn) olacaktır."


İşte kişisel çeviklik tam olarak budur: Unlearn (Ezber bozma) kapasitesi.

  • Hantal (Kırılgan) İnsan Zihniyeti: "Ben 20 yıl boyunca bu sektörde bu yöntemle başarılı oldum, bundan sonra da bu yöntemle devam ederim." (BANI dünyası bu zihniyeti bir gecede devre dışı bırakır).

  • Çevik (Uzun Ömürlü) İnsan Zihniyeti: "Geçmişteki başarım geçmişteki şartlara aitti. Bugün dünya değişti, bildiklerimin bir kısmını çöpe atmalı (unlearn) ve yapay zekâ çağına uygun yeni beceriler öğrenmeliyim (relearn)."


Kendinizi korumak adına statik kararlar almayın. Hayat karşınıza yeni bir veri çıkardığında, rotanızı esnetebilecek zihinsel esnekliğe sahip olun.


Sözün Özü

Çeviklik, şirketinizin duvarlarını süsleyen havalı bir aksesuar değil; BANI çağının kırılganlığına karşı kuşanabileceğiniz en güçlü zırhtır. Eğer organizasyonunuzda bir fikrin hayata geçmesi ya da bir hatanın düzeltilmesi haftalar sürüyorsa, hantallık virüsü damarlarınıza yayılmış demektir.


Business Longevity, organizasyonun üzerindeki gereksiz bürokrasi yüklerini atarak, onun bir canlı organizma gibi hafif, hızlı ve duyarlı kalmasını sağlamaktır.

Peki, bu çevik ve hızlı organizasyonel yapıyı kurduk. Ürünlerimizi de esnettik. Tüm bunları kimin için yapıyoruz? Tabii ki bizi asırlar boyu yaşatacak olan yegane güç için: Müşteri. Peki, nesiller boyu sürecek bir müşteri sadakati ve güveni nasıl inşa edilir? İşte bu bizi bir sonraki adıma götürüyor.


Bir sonraki bölümde: Trilyon Dolarlık Sır: Nesiller Boyu Süren Müşteri Sadakati ve Deneyim Ekonomisi (CX).


Kaynakça

  • Rigby, D. K., Sutherland, J., & Noble, A. (2018). Agile at Scale: How to create a truly agile enterprise. Harvard Business Review, 96(3), 88-96.

  • Nadella, S. (2017). Hit Refresh: The Quest to Rediscover Microsoft's Soul and Imagine a Better Future for Everyone. HarperBusiness.

  • Dweck, C. S. (2006). Mindset: The New Psychology of Success. Random House.

  • Aghina, W., De Smet, A., & Weerawardane, K. (2018). The Agility Paradox: Why organizations need both stability and dynamic capability. McKinsey & Company Insights.

  • Toffler, A. (1970). Future Shock. Random House.


Yorumlar


bottom of page