top of page

Ürünler Ölür, Problemler Yaşar: Kurumsal Ömür İçin Sürdürülebilir Ürün Stratejisi

  • Yazarın fotoğrafı: Gokhan Avci
    Gokhan Avci
  • 23 Mar
  • 5 dakikada okunur

İş dünyasının en hüzünlü ve en sık tekrarlanan trajedilerinden biri, parlak beyinlerin kendi yarattıkları ürünlere körkütük aşık olmasıdır. Bir laboratuvarda, yazılım ofisinde veya üretim bandında aylarca, yıllarca uğraşarak harika bir ürün ortaya çıkarırsınız. Ürün o kadar güzel, o kadar kusursuzdur ki, onun sonsuza kadar satılacağını düşünmeye başlarsınız. İşte tam bu an, kurumsal kibirin kalbinizi ele geçirdiği ve şirketinizin ölüm fermanının imzalandığı andır.


Çünkü acı gerçek şudur: Ürünlerin bir yaşam döngüsü vardır ve her ürün bir gün ölür. Kalıcı olan tek şey, o ürünün çözmeye çalıştığı insani problemlerdir.


Business Longevity (Kurumsal Uzun Ömürlülük) çatısı altında stratejimizi kurduktan sonra, sıra bu stratejiyi somutlaştıran en önemli araca, yani Ürün Yönetimine (Product Management) geliyor. Bu bölümde, asırlık şirketlerin ürün portföylerini nasıl yönettiklerini, neden bazı markaların ikonik ürünlerini gözünü kırpmadan çöpe atabildiğini ve "Yenilikçinin İkilemi"ni aşmanın pratik yollarını Harvard, MIT ve sarsıcı küresel/yerel vakalar eşliğinde inceliyoruz.



1. "Pazarlama Miyopluğu" ve Jobs-to-be-Done Teorisi

1960 yılında Harvard Business School’un efsanevi profesörü Theodore Levitt, iş dünyasını kökünden sarsan ve bugün hala güncelliğini koruyan "Marketing Myopia" (Pazarlama Miyopluğu) makalesini yayınladı. Levitt diyordu ki:


"Amerika’daki demiryolu devleri, kendilerini 'demiryolu işinde' sandıkları için battılar. Oysa onlar 'taşımacılık/ulaşım işindeydiler'. Eğer odağı raylara ve vagonlara (ürüne) değil de insanların bir yerden bir yere gitme ihtiyacına (probleme) atasalardı, bugün havayolu ve otomotiv şirketlerinin de sahibi onlar olacaktı."


Bu yaklaşımdan yıllar sonra, yine Harvard’dan Clayton Christensen bu felsefeyi rafine ederek Jobs-to-be-Done (JTBD) teorisini geliştirdi. Bu teoriye göre, insanlar ürünleri satın almazlar; hayatlarındaki bir problemi çözmesi, bir "işi halletmesi" için o ürünleri kiralamış olurlar.


Matkap üreten şirket matkaba aşık olursa, lazerle delik açan bir teknoloji geldiğinde batar. Ama görevinin "duvarda delik açmak" olduğunu bilen şirket, matkap yerine lazer teknolojisini üreten ilk yapı olur. Kurumsal ömrün üründeki formülü tam olarak budur: Ürünü değil, görevi kutsallaştırmak.


2. İki Fotoğraf Devinin Kaderi: Kodak vs. Fujifilm

Ürün yönetimi tarihindeki en popüler ve ders niteliğindeki karşılaştırma şüphesiz Kodak ve Fujifilm’in hikayesidir. İki şirket de 2000'lerin başında dijital dönüşümün (BANI dünyasının o doğrusal olmayan sert dalgasının) altında kaldı. Ancak verdikleri ürün yönetimi kararları, birini yok ederken diğerini asırlık bir deve dönüştürdü.


  • Kodak’ın Ürün Kibrini Seçmesi: Dijital kamerayı aslında 1975 yılında Kodak mühendisi Steven Sasson icat etmişti. Ancak Kodak yönetimi, bu icadın kendi asıl kâr makinesi olan "film şeridi ve banyo kimyasalları" satışını baltalayacağını (cannibalization) düşünerek teknolojiyi sümen altı etti. Kendilerini "film üreticisi" olarak konumlandırdılar. İnsanların anı yakalama ve paylaşma problemine değil, selüloit şeritlere odaklandılar. Sonuç? 2012'de iflas başvurusunda bulundular.


  • Fujifilm’in Teknolojiyi Bükmesi: Japon dev Fujifilm de aynı krizle karşılaştı; film satışları bir gecede %90 düştü. Ancak CEO Shigetaka Komori liderliğindeki ürün yönetim ekibi harika bir MIT Sloan School portföy analizi yaptı. Kendilerine şu soruyu sordular: "Bizim elimizdeki asıl yetenek ne?" Cevap: Kimyasal film üretimindeki anti-oksidasyon teknolojisi ve kolajen yönetimi. Peki dünyada başka nerede kolajen ve yaşlanma karşıtı anti-oksidasyon aranıyordu? Kozmetik ve cilt bakımında! Fujifilm, film teknolojisini büktü, Astalift adında dev bir kozmetik markası kurdu, ilaç ve LCD ekran kaplama sektörlerine girdi. Bugün Fujifilm eskisinden çok daha güçlü yaşıyor.


3. Türkiye Panoraması: Geleneksel Üründen Akıllı Ekosistemlere

Türkiye, üretim odaklı (manufacturing) sanayi genetiğinden gelen bir ülke. Bu yüzden Türk şirketleri uzun süre "Biz en kaliteli tekstili üretiriz", "Biz en sağlam camı yaparız" vizyonuyla hareket etti. Ancak son yıllarda bu topraklardan çıkan asırlık adaylar, ürün yönetimini bir hayatta kalma refleksine dönüştürdü:


  • Şişecam ve Camın Ötesi: Dünyanın en büyük cam üreticilerinden olan Şişecam, uzun ömürlülüğünü sadece bardak ya da pencere camı üretmeye borçlu değil. Ürün yönetim ekipleri, camı "binaların enerji üreten güneş panellerine", "otomobillerin akıllı ekranlarına" ve "anti-bakteriyel koruma kalkanlarına" dönüştürdü. Onlar kendilerini bir cam üreticisi olarak değil, global bir cam teknolojisi partneri olarak konumlandırıyorlar.


  • VitrA (Eczacıbaşı) ve Akıllı Banyo Deneyimi: Sadece seramik lavabo ve klozet üreterek BANI çağında hayatta kalamayacağınızı bilirsiniz. VitrA, geleneksel banyo ürünlerini "sağlık ve hijyen takip eden, su tasarruflu akıllı banyo ekosistemlerine" dönüştürüyor. Ürün, basit bir seramik parçası olmaktan çıkıp, insanın evindeki konfor ve sağlık problemini çözen bir deneyim haline geliyor.


4. Hayatın İçinden: Kendi "Ürününüzün" Son Kullanma Tarihi Ne Zaman?

Bu konuyu kendi hayatımıza uyarladığımızda, çoğumuzun farkında olmadan "Kodak hatası" yaptığını görürüz. Hayattaki mesleğimiz, bildiğimiz yazılımlar veya yaptığımız rutin işler bizim "ürünümüzdür".


  • Kırılgan (Kodak) Yaklaşım: "Ben çok iyi Photoshop kullanan bir grafik tasarımcıyım." (Photoshop bir üründür. Yapay zekâ araçları (Midjourney vb.) tasarım süreçlerini otomatikleştirdiğinde, bu unvan hızla değer kaybeder).


  • Uzun Ömürlü (Fujifilm) Yaklaşım: "Ben bir markanın hikayesini görsel olarak dünyaya anlatma problemini çözen biriyim." (Görsel hikaye anlatımı kalıcı bir problemdir. Araç Photoshop’tan yapay zekâya dönüştüğünde, siz sadece yeni aracı kullanmayı öğrenir ve Fujifilm gibi değerinizi korursunuz).


Kendi canınızı acıtma pahasına, unvanlarınızdan ve bildiğiniz eski araçlardan vazgeçebilmelisiniz. Silicon Valley’de sıkça söylenen bir söz vardır: "If sen kendi ürününü öldürmezsen, başkası senin için memnuniyetle yapacaktır."

5. Ürün Yönetiminde Longevity İçin 3 Altın Kural

Amerikan ürün yönetimi enstitülerinin ve asırlık devlerin uyguladığı portföy yönetiminin özeti şu 3 kuralda saklıdır:

SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRÜN YÖNETİMİ MİMARİSİ

Nakit İneği (Cash Cow) Dengesi

Sevgiliyi Öldür (Kill Your Darling)

Ar-Ge Bütçesi Koruma Sigortası


  1. Nakit İneği (Cash Cow) Dengesi: MIT Sloan’ın o ünlü Boston Consulting Group (BCG) matrisine göre; bugünün çok satan, inovatif olmayan ama nakit getiren eski ürünlerini (Cash Cow) tamamen terk etmeyin. Onları son damlasına kadar sağın ama oradan gelen parayı şirketin kasasında saklamak yerine, geleceğin riskli ama büyüme potansiyeli olan "Yıldız" ürünlerine fon olarak aktarın.

  2. Sevgiliyi Öldür (Kill Your Darlings): Bir ürün ne kadar başarılı olursa olsun, onun bir gün öleceğini kabul edin. Apple, tarihin en çok satan müzik çaları iPod’un satışları zirvedeyken, onun ipini çekecek olan ürünü, yani iPhone’u (içinde müzik çalar olan telefonu) piyasaya sürmekten çekinmedi. Apple kendi kendini baltalamasaydı, Sony veya bir başkası iPod'u öldürecekti.

  3. Ar-Ge Bütçesini Krizde Bile Korumak: Kısa ömürlü şirketler en ufak bir ekonomik sarsıntıda ilk olarak ürün geliştirme ve araştırma bütçelerini keserler. Uzun ömürlü şirketler ise bilir ki, krizde Ar-Ge’yi kesmek, fırtınalı denizde geminin motorunu kapatıp yakıt tasarrufu yapmaya çalışmaya benzer.


Sözün Özü

Müşterilerinizin ne satın aldığına değil, o ürünü neden "kiraladığına" odaklanın. Ürünleriniz, teknolojinin rüzgarıyla eskiyip yok olacak geçici araçlardır; markanızın çözmeye söz verdiği problemler ise asırlar boyu baki kalacaktır.


Peki, ürün stratejimizi bu esnekliğe kavuşturduktan sonra, organizasyonumuzu nasıl kurgulayacağız? Değişen bu ürün kararlarını ekiplerimize nasıl bir hızla yansıtacağız? Trend olan "çeviklik" kelimesini süslü bir yönetim pratiği olmaktan çıkarıp, asırlık bir refleks haline nasıl getireceğiz? İşte bu bizi bir sonraki adıma götürüyor.


Bir sonraki bölümde: Kırılganlıktan Dayanıklılığa: Çeviklik (Agility) Bir Trend Değil, Bir Hayatta Kalma Refleksidir.


Kaynakça

  • Levitt, T. (1960). Marketing Myopia. Harvard Business Review.

  • Christensen, C. M., Anthony, S. D., Berstell, G., & Nitterhouse, D. (2007). Finding the Right Job for Your Product. MIT Sloan Management Review.

  • Komori, S. (2015). Innovating Out of Crisis: How Fujifilm Survived (and Thrived) as Its Core Business Flattened. Stone Bridge Press.

  • Sasson, S. (2017). The Invention of the Digital Camera and the Kodak Legacy. IEEE Spectrum Interview.

  • Apple Inc. Shareholder Reports (2007-2010): Analysis of iPod market share cannibalization by the introduction of iPhone.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page